Türk Alfabesi'nden a, y, ı harflerini satın alan Enişte'miz alfabemizi 26 harfe düşürmüştür.
İlmeği, düğüm yapar.
Sorudan, sorun yaratır.
İki çorabını tek ayağına giyer; diğerini saatlerce arar.
Dünyada olmayan bir konuşma dili geliştiren Enişte'mizin alfabesinde 12 harf ve 4 rakam vardır. Dilini şu ana kadar  Halam'ın dışında anlayan çıkmamıştır.
1'den, 5 yapayım derken, sonucu 0 çıkarır.
Şoförlüğü yoktur ama şoför koltuğuna çok yakışır.
Koltukta başı döner, diye döner koltuğa oturmaz.
Toplumsal kurallardan anlamayan Enişte'mizin kendi kuralları vardır.
Bir yılı 4 gün olarak bilen Enişte; sonbahar günü dinlenir, kış günü uyur, ilkbahar günü uyanır ve yaz günü avlanır.
Ev ile ini birbirine karıştıran Enişte'miz apartman yaşamına uyum sağlayamamıştır.
J harfini Japonya'da bile öğrenemeyen Enişte'miz 'Japon' yerine "yapon" dediği tarih kitaplarında yazılıdır.
Türkü söylerken sesi çıkmayan Enişte'miz mırıldanır.
Doğduğunda karanlık olduğu için hangi gün doğduğu anlaşılamayan Enişte'mizin nüfus cüzdanında doğum günü ve tarihi yoktur.
Doğduğunda Enişte'mizi gören babası korkmuş, kaçmış ve bugüne kadar da bulunamamıştır ama nüfus cüzdanında baba adı vardır.
Hiçbir numaradan anlamayan Enişte'mize vatandaşlık numarası verilmemiştir.
Hesap makinesi olarak parmaklarını kullanan Enişte'mizin parmakları o kadar gelişmiştir ki, sonradan pençe halini almıştır.
Hesaplamalarında öyle ilginç sonuçlar çıkaran Enişte'miz matematik bilimini alt üst etmiştir.
Tanrı'nın "yürü ya kulum" dediği özel kişilerden olan Enişte'miz, öyle bir yürür ki, ülkemizin en zengin adamı olur. Zenginliği halkın diline düşerken kendisine "ekonominin lokomotifi" derler. Aslında, kendisi lokomotifin makinistidir. Bu zenginliğin gökten geldiğini sanan Enişte'miz; kendi halkından kazandığı anamalıyla (sermaye) tek başına bakkal açabilecek gücü varken, tutar bir Fransız emperyalisti ile ortak olur. Kendi payına düşen kazancı Sayın Emperyalist ülkesine götürürken bizim ülkemizden çıkan para halkımızdan çıkarken, ülkesinin de yoksullaşacağını hesaba katmaz.
"Keşke bu kafir ile ortak olacağına, tek başına yapsaydı, hiç olmazsa kendi kazandığı para ülkemizde kalırdı" demeyiniz. Çünkü, yabancı sermaye (emperyalizm) ile övünen BAŞBAKANımız bile var.
Evrimleşmede Darvinizmin tüm bilimsel özelliklerini kanıtlayan Enişte'miz şu an antropolojinin (insanbilim) konusu olmuştur.
İmza yerine bir çizgi çeken Enişte'mizin bu güne kadar imzasını kriptoloji bilimi çözememiştir.
Gölge insanı takip eder, diye biliyorsanız yanlış biliyorsunuz. Enişte gölgesini takip eder.
Güneşi çok seven Enişte'mizin gölgesinden başka arkadaşı yoktur.
Uyanıkken kafası çalışmayan Enişte'miz kış uykusuna yatar.
Diplomasi terimini hiç duymayan Enişte'miz, dış politika sözcüğünündeki dış önekini 'kış" olarak anlayan Enişte'miz, Rusya'da Sayın Putin'in konuğu olur. O sırada Kıbrıs Dünya gündemindedir. Yemekte, Sayın Putin'in karşısında otururken sırtını Sibirya soğuğuna dayayan Enişte'miz kış uykusuna yatar. Okuldayken "uyu uyu yat, yat yat uyu" ninnileriyle büyüyen Enişte'mizin ne zaman uyanacağı bilinmemektedir.
Deneme tahtası olan insanlarımız her partiyi denerler. Deneyecek parti bulamayan insanlarımız Enişte'yi hükümet yaparlar. "ATATÜRKÇÜ'yüm" diye koltuğa oturan Enişte'mizin başı döner. Bu şaşkınlıkla "haberleşme giziliği olmaz" diyerek haberleşmemizi de yabancılara satar. Enişte'miz hükümet'in yalnızca tüm hükümlerini uygulamayı başararak,  tam tersi bir yolla 'ulusal' değil, "kişisel" bir siyaset uygular.
Dünya arkeoloji tarihinde, tüm aramalara rağmen Enişte'ye ait siyasi bir kanıta rastlanmamıştır. Kazı çalışmaları tüm hızıyla sürmektedir.
Akımlar sözlüğünde "ENİŞTEİZM" terimiyle bilimsel bir yer bulmuştur.
Bir baltaya sap olamayan Enişte'miz, sapa balta olacağına krallığını ilan eder. Kendisine, dünya üzerinde bir ülke bulamayan Enişte'miz (Güney Kutbu'nda aşağı düşerim düşüncesiyle) Kuzey Kutbu'na yerleşerek dünyayı tepeden yönetmeye karar vermiştir.
Tipsizliğini görmez, kendini yakışıklı sanır.
Bana; "senede bir kere, hergün gel der".
Evin yolunu, ayakkabıları kendinden önce öğrenir. Bu nedenle halam, Enişte eve gelsin diye ayakkabıları alır, işyerine götürür, Enişte'ye giydirir (çünkü kendisi giyemez. Hep halam giydirir. Hiç soyundurmaz), Enişte'yi yeni ayakkabılarıyla eve getirir. Sonra; ayakkabılar Enişte'yi eve getirir.
Halam bunu yapmazsa, kayıp ilanlarına ayakkabıdan çok para verir. İyi ki halam akıllı...
Nikah defterine de Enişte'nin yerine halam imza atmasaydı, zavallı Enişte evde kalacaktı.
İyi ki halam var...
Ya olmasaydı?...
Enişte de olmazdı...
İlkokulu 10 yılda bitiremeyen enişteye okul müdürlüğü "bunun yerine bir başkasını okutalım" düşüncesiyle eline bir kağıt tutuşturarak eve, hademeyle gönderirler. İşte, Enişte bu kağıdı 'diploma' sanır.
Doğuştan beri cep telefonu yeteneği olmayan Enişte'mizin telefonu yoktur ama telefon görmüştür.
Enişte; İngilizce, Fransızca ve Almanca bilmez.
Okur yazarlığı yoktur ama resimlere bakar. Bakar. Bakar ama anlamaz.
Aynadaki görüntüsünü başkası sanır ve "sen benden daha yakışıklısın" diye söylenir.
Hiçbir şeyi başaramayan Enişte'miz Dünya Tıp Tarihi'ni ikiye ayırmayı başarmıştır. Doktorların %50'si "bunda kafa var ama beyin yok" derken, diğer %50'si de "beyni var ama boş"  demişlerdir. Tam toplantı sona erecekken, hesapta olmayan en kıdemli bir doktor "Sayın arkadaşlar, önce bu yaratığı bir sınıflandıralım" der ama sesi kısık olduğu için kimseye duyuramadan toplantı dağılır.
Zaten Tanrı; insanlara akıl dağıtırken Enişte'ye vermez. Çünkü; Tanrı bilir ki, "verdiğim akıl birşeye yaramayacaktır."
Ne zaman doğduğu, nasıl büyüdüğü bilinmeyen Enişte'mizin buzul çağını aşarak günümüze kadar gelen ender yaratıklardan olduğu söylenirse de ben bu teze pek inanmıyorum. Çünkü, buzda yürüyemeyen Enişte'mizin buzul çağında yürümesi olanaksızdır.
Bir korku filminde makyajsız başrol oynatmak için yapılan teklifi Halam; "ben korku filminden korkarım" gerekçesiyle reddeder.
Günümüzde partiler bir oy için takla atarken, Enişte'mizden hiçbir parti oy almak istememiş ve oyuna gelmişlerdir.
Su ile sabunu birbirine karıştıran Enişte'miz ellerini yıkamaz.
İzmarit marka sigara içen Enişte'miz nargileden ürker.
Enişte'miz yolda size selam verirse, sakın almayınız. Çünkü verdiği selamı geri ister.
Enişte'mizin adı E ile başladığından O'na "Enişte" derken, Enişte'nin E'sini büyük harfle söylemeyi unutmayınız.
Çok uğraşmamıza rağmen hiçbir fotoğrafçıya fotoğrafını çektiremedik ama Afrika Ormanları'nın belgesellerinde benzerini görebilirsiniz. İlle de "kendisini görmek istiyoruz" diyorsanız, Enişte'nin bir kare fotoğrafını belgeselciden zorla aldık. Bu kareyi görmek için


Yazılar izinsiz kullanılamaz