Bence, öğretmen veya öğretici olabilmek için önce öğrenmek gereklidir. Hatta zorunludur. İnsanı ve insanlığı oluşturan en önemli bir özelliktir.
Bizim öğretmenlerimize bakıyorum. Bırakın yeni şeyleri öğrenip, öğrendiklerini de aktarmayı, yalnızca öğrendiklerini tüketmektedirler. Bu durum da doğal olarak yerinde saymayı ve ezberciliği beraberinde getirmektedir.
Öğretmen demek; sürekli olarak öğrencilikten kurtulmayan, mutlaka öğrenmek zorunda olan, bilmek ve bildiklerini başkalarına aktaran, bilgi aracılığı yapan insan demektir. Bu aktarılan bilgileri yalnızca sınıfındaki öğrencileri için değil, çevresindeki tüm insanlar içindir. Bu aynı zamanda bir insanlık borcudur. Zaten şu anki bilim, teknoloji, tarihsel eserler ve bilim olarak da bizden önceki insanlara borçlu değil miyiz?
Annemiz bizi doğurdu, baktı, büyüttü. Bizim annemize borcumuz vardır. Fakat annemizin bizim için yaptıklarını biz de aynen annemize ayni ödeyemeyiz. Annemize borcumuzu ancak, çocuklarımız, hatta tüm ülkemizin çocukları için yaparak ödeyebiliriz. Demek ki biz; borcumuzu borçlu olduğumuza değil, borçlanacaklarımıza ödemeliyiz.

Öğretmen, maddeci ve toplumcu olmak zorundadır. Sınıf bilinciyle yoğrulmuş, vatandaşlık görevlerinin yanında tüm insanlığa da borçlu olduğunun bilincinde de olmalıdır.
Metafizik düşüncelerin tamamından uzak olmalı, tüm varlığın, tüm insanlığın malı olduğunun bilincinde de olmalıdır. Sürekli yenilikçi olmalıdır.
Ne yazık ki; bizim öğretmenleriniz –ki bunların içinde gazete yazarları, editörleri, devlet televizyonu ve radyolarındaki sunucular da vardır- günlük konuşma dilinde öylesine yanlışlıklar yapmaktadırlar ki, uyardığımız halde, hala bildiklerinde inat etmektedirler.
Aşağıda vereceğimiz örnekleri birçoğunu bazı yazar ve öğreticilerimiz genellikle kullanmaktadırlar. Ellerine kalem, kağıt versek; ‘’Söylediklerinizi yazı ile yazın’’ desek, genellikle yazı ile yazılışlarını yazamayacaklardır.
Maalesef yerine ne yazık ki,

YANLIŞ DOĞRU
Muhafaza etmek Korumak
İhtiva eder İçeriir
İskonto İndirim
Mahsur Sınır
Mahzur Sakınca
Hamile (argo sözcük "yüklü") Gebe
Detay Ayrıntı

Örnekler çoğaltılabilir.
Birçok gazete ve hatta eczacılık fakültesini bitiren eczacılarımız ‘’gebe’’ yerine ‘’hamile’’ sözcüğünü kullanırlar. Bizden öğrenmiş olmasınlar ama Hamile: Yüklü demektir. Argodur. Gebe: Doğuracak demektir. Askerin sırt çantası, eşeğin semeri varsa, hamiledir.
Bir annenin karnında taşıdığı en kutsal varlığı yük olarak mı görülmektedir? Durum böyle olunca da bebek taşıyan gebe kadın da hamal, yük taşıyıcısı veya eşek olarak mı algılıyorlar? ‘’Gebe,’’ hamile yazmaktan daha kolaydır ve daha az harf içerdiğinden okunması da daha hızlıdır.
Bazı televizyon ve radyo KANALİZASYONLARI ki; -bunlar, bir yerde toplumun öğretmenleridir- onlar daha çok hata yapıyor. Sanıyorum; onların anaları HAMİLE idi, benimki ise GEBE...
Bizim Türkçemiz daha anlamlıdır ve en zengin dillerden biridir.

Türkçe'ye Türkler sahip çıkar.